İletişim Başkanı Duran’dan COP31 ve İklim Diplomasisi Açıklaması

ANKARA / TEKHA

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “Sıfır Atık’tan COP31’e: Türkiye’nin İklim Diplomasisi” panelinde konuştu.

İletişim Başkanı Duran, “Türkiye’nin öncülüğünde 30 Mart’ın Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edilmesi, ülkemizin bu alandaki başarısını yansıtmaktadır. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin Sıfır Atık yaklaşımının küresel bir norma dönüşmesi, Türkiye’ye iklim diplomasisinde özgün bir yumuşak güç kazandırmıştır” dedi.

Küresel Adalet ve Hakkaniyet Vurgusu

İklim değişikliğinin sonuçlarının halihazırda yaşandığını belirten Duran, “Çözümünde ise ülkelerin egemenlik hakları ve küresel sorumlulukları arasında bir denge gözeten uluslararası politikalara ihtiyacımız var. Ülkeler arasındaki sosyal adalet ihtiyacını göz ardı etmememiz gerekiyor. Bilimsel bilginin manipüle edilmeden siyasal karar alma süreçlerine taşındığı bir alana ihtiyacımız var. Bu noktada daha fazla sorumluluğu bulunan ülkelerin, teknoloji transferi ve iklim finansmanı noktasında daha büyük bir kapasite inşa etmeleri bekleniyor.” diye konuştu.

Güvenlik Tehdidi Çarpanı Olarak İklim Krizi

Duran, şöyle devam etti;

Ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda ise adil bir müzakere rejimine ihtiyacımız var. COP 31 öncesi belki de küresel meselelerin en önemlilerinden birisi bu husustur. Bu adalet çağrısı, aynı zamanda Sayın Cumhurbaşkanımızın küresel adalet çağrısı ile de doğrudan ilişkilidir. Nitekim küresel iklim yönetimi, ulus devletleri aşan, STK’ların, çok uluslu şirketlerin de dahil edildiği çok düzeyli bir “yönetişime” dönüşmüştür. Ünlü Siyaset Bilimci Joseph Nye, iklim değişikliğini bir ekolojik krizden çok “bir güvenlik tehdidi çarpanı” (threat multiplier) olarak tanımlıyor.

Çatışmaların ve Gazze Saldırılarının Çevresel Etkileri

“Bir yönetişim sürecinden bahsediyoruz”

Dolayısıyla biz burada uzmanlığa konu olan teknik meseleler üzerinde konuşmuyoruz. Küresel adalet ve hakkaniyetle doğrudan ilişkili “bir yönetişim sürecinden” bahsediyoruz. Farklı coğrafyalarda meydana gelen çatışmaların çevre ve iklim koşulları üzerinde de son derece olumsuz etkiler yarattığını hatırlatmalıyım. İsrail’in Gazze’ye yönelik hukuksuz saldırıları, insan hayatını tehdit etmenin yanı sıra atmosfere salınan yoğun sera gazlarıyla iklim krizini de derinleştiriyor. 7 Ekim’den bu yana İsrail’in saldırılarının yol açtığı karbon emisyonunun, yüzlerce ülkenin yıllık karbon salımını aştığı belirtiliyor. Bu durum, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının yalnızca bölgesel barış ve güvenlik için değil, küresel iklim ve geleceğimiz için de ciddi bir tehdit oluşturduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin Sürdürülebilir ve Bütüncül Politikaları

“Türkiye iklim diplomasisinde özgün bir güç kazandı”

Biz Türkiye olarak, iklim değişikliğiyle mücadelede bütüncül bir yaklaşımı benimsiyoruz. 2021 yılında Paris Anlaşması’nı onayladık. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2053 net sıfır emisyon hedefi, iklim kriziyle mücadeledeki kararlılığı açıkça gösteriyor. Bu hedefler doğrultusunda enerji verimliliği artırılıyor, yenilenebilir enerji kaynakları yaygınlaştırılıyor, sanayide karbon ayak izi azaltılıyor, sürdürülebilir tarım uygulamaları geliştiriliyor ve doğal alanlar korunuyor. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde ve öncülüğünde yürütülen Sıfır Atık hareketi iklim mücadelesine önemli katkılar sunuyor. Türkiye’nin öncülüğünde 105 ülkenin desteğiyle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 30 Mart’ın Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edilmesi, ülkemizin bu alandaki başarısını yansıtıyor. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin Sıfır Atık yaklaşımının küresel bir norma dönüşmesi, Türkiye’ye iklim diplomasisinde özgün bir yumuşak güç kazandırıyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu