
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye Ekonomisi 24 Çeyrektir Kesintisiz Büyüyor
İSTANBUL / TEKHA
Kamu, iş dünyası, akademi ve uluslararası kuruluş temsilcilerini buluşturan İstanbul Ticaret Kongresi, “Değişen Dünyada İstikrar Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası” ana temasıyla kapılarını açtı. Açılış programına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek ile Kongre Başkanı Prof. Dr. Nazım Ekren katıldı. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) temsilcilerinin de yer aldığı kongrede; jeopolitik riskler, yeşil ve dijital dönüşüm, ticari diplomasi ve istihbarat başlıkları kapsamlı şekilde masaya yatırıldı.
Küresel Belirsizlikler Karşısında Türkiye’nin Üretim Gücü
Toplantının açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Bu kongre; küresel ticarette dengelerin değiştiği ve belirsizliklerin arttığı bir dönemde, ülkemizin üretim, ihracat ve yatırım imkanlarını ele alma açısından mühim bir buluşmadır. Etkinliğin ‘Değişen Dünyada İstikrarın Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası’ temasıyla gerçekleşmesi de yapılan istişareleri çok daha anlamlı kılmaktadır. 2026 yılında Rusya-Ukrayna savaşının yeni boyutlar kazanmasının yanı sıra, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın getirdiği enerji şoku, yalnızca enerji fiyatları üzerinden değil; üretim maliyetleri, enflasyon, lojistik, dış ticaret, finansal koşullar ve büyüme kanalları üzerinden de küresel ekonomiyi eş zamanlı olarak etkilemektedir. Dolayısıyla artık küresel ekonomide şokların istisnai değil, neredeyse sürekli olarak yönetilmesi gereken bir unsur haline geldiği bir yapıdan söz ediyoruz. İstikrarlı şekilde istikrarsızlık üreten bir ortamda, uluslararası kurumların ve kuralların giderek zayıfladığı bir dönemdeyiz. Dünya Ticaret Örgütü, 2025 yılında yüzde 4,6 büyüyen küresel mal ticaretinin 2026 yılında yüzde 1,9 büyüyeceğini öngörürken Uluslararası Para Fonu da küresel büyümenin yüzde 3’e gerileyeceğini tahmin etmektedir. Küresel ekonomide ağırlık merkezi gelişmekte olan ülkelere ve özellikle doğuya kayarken rekabet; fiyatın yanı sıra sanayi politikaları, teknoloji ve ölçek ekonomileri üzerinden şekillenmektedir. Türkiye ekonomisi, bu zorlu küresel şartlarda üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle diğer ülke ve bölgelere kıyasla daha pozitif ayrışmayı başarmıştır” dedi.
İhracatta Tarihi Zirve Ve Hizmet Ticareti Başarısı
Ekonomik göstergelere dair ayrıntıları paylaşan Yılmaz, “Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 oranında büyümüş, böylece kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaşmıştır. Zorlu küresel şartlara rağmen 2002 yılında 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 yılında 273,2 milyar dolara yükselmiştir. Hizmet ticaretinin küresel ticaret ve değer zincirleri içindeki payı da her geçen gün artmaktadır. Türkiye’nin hizmet ihracatı 2002 yılındaki 14 milyar dolar seviyesinden 2025 yılında 125 milyar dolara yükselmiş, ülkemiz en fazla hizmet ihracatı gerçekleştiren ülkeler arasında 22’nci sıraya yerleşmiştir. Sağladığımız 63 milyar dolarlık hizmet ticareti fazlasıyla bu alanda dünyada altıncı sıradayız. Mal ve hizmet ihracatı toplamımız 2025 yılında 400 milyar dolara yaklaşarak tüm zamanların rekorunu kırmıştır. Ağustos ayı itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatımız 280 milyar doları geçerken mal ve hizmet ihracatımızın ise 405 milyar dolara aşacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.
Yeni Küresel Ticaret Mimarisi Ve Somut Yol Haritası
Programda söz alan İTO Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, uluslararası ticaret düzeninde Türkiye’nin stratejik konumuna dikkat çekerek, “Küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. Türkiye, son 25 yılda sağladığı ekonomik istikrarla, sağlam altyapısıyla, nitelikli işgücüyle, ikiz dönüşümdeki kararlılığıyla, savunma sanayiinde elde ettiği güçlü birikimle, yakın tedarik üssü olmasıyla ve lojistik üstünlükleriyle büyük bir avantaja sahip. Korumacı politikaların yeniden yükselmesinin, jeopolitik gerilimlerin ve tedarik zincirindeki kırılmaların yol açtığı maliyet artışları, dünya ticareti için ciddi bir tehdit. Öyle ki Dünya Ticaret Örgütü, küresel GSYİH’nin yüzde 6,9’a kadar azalabileceğini ve ticaretin, en başta yoksul ülkeleri vuracak bir parçalanma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor. Kongremizin temasında ortaya koyduğumuz gibi, küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. O yüzden bu kongrede soyut bir başlık konuşmuyoruz. Dört oturuma yayılmış somut bir yol haritası sunuyoruz. Böylece bugünün tüccarının yalnızca fiyat ve kaliteyle değil finansmana erişim, enerji maliyeti, teslimat güvenilirliği, mevzuata uyum ve bilgi kapasitesiyle de rekabet etmek zorunda olduğunun altını çiziyoruz. Bunları içeren yeni bir rota çizilmesini öneriyoruz” değerlendirmesinde bulundu.



